تقييم الكتاب
سئ
ممتاز
Bu kitap, yeryüzüne gönderilmeden önce ilahî inayetin bizi silahlandırdığı bir dizi silahı sayfaları arasında barındırır. Bunlar, Allah’ın bize verdiği nurlu donanımdır; onunla İblis’in planlarını, oyunlarını, gizli hilelerini ve kalpleri avladığı, yolcuları saptırdığı tuzaklarını bize açığa çıkarmıştır.
Onun en meşhur oyunlarını tanıdığımızda ve Allah’ın bize onunla mücadele etmek için verdiği silahların farkına vardığımızda, Allah’ın—Yüce ve Azamet Sahibi—emrettiği şekilde onunla muamele edebiliriz: “Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır; öyleyse onu düşman edinin.”
Bu hiç sönmeyen devamlı savaşın en büyük problemi, düşmanın gücünde ya da silahlarımızın zayıflığında değil; planlarını bilmememizde ve sahip olduğumuz silahlardan gaflet etmemizdedir. Bunu öğrendiğimiz ve hakikatini idrak ettiğimizde, Allah’a doğru yürüyüşün aşamaları başlar.
Başlangıç uyanış ile olur. Bununla kalp aydınlanır ve müminlerin silahlarının tacı, hatta aslı ve en büyüğü olan en büyük silahın hakikatini kavrar: tevbe silahı. Bu silah, Âdem’in Rabbinden aldığı ilk şeydi; yolun anahtarı ve rahmet kapılarından açılan ilkiydi. Onunla insan, Allah’ın koruması içindeki yerini muhafaza eder. Ne zaman günahla bu makamdan ayrılırsa, tevbe ile yeniden döner; çünkü tevbe, İblis’in planlarını boşa çıkarır.
Bundan sonra yolun aşamaları art arda gelir; başka merhalelerden geçerek kaynakları ve sırları fışkırır. Bu merhaleler arasında dönüş, tefekkür, hatırlama, tutunma, kaçış ve riyazet vardır; ta ki en büyük merhaleye ve en yüce makama ulaşalım: dinleme…
Göğün dilini dinlemek ve Allah’ı tanımak. Bu, ibadetin özü ve en yüce gayesidir. Nitekim Yüce Allah buyurur ki: “Ben cinleri ve insanları ancak Bana ibadet etsinler diye yarattım.”
İbadet, Allah’ı tanımanın bir vasıtasıdır; onu başlı başına bir gaye olarak gören yanılır. Aksine, ibadet Allah’ı tanımanın yoludur.
Allah bizi yarattı ve kendimize O’nun Rabbimiz olduğuna şahit tuttu. Bu dünyadaki yolculuğumuz, O’nun güzel isimleri ve sıfatlarıyla Allah’ı tanıma yolculuğudur. İbadetler, en yüce gaye olan Allah’ı tanımaya ulaşmanın vasıtasıdır. Bu, dünyadaki yolcuların cennetidir; Allah’a giden yolda onunla ünsiyet bulurlar. O’nu tanıdığımızda, O’na kavuşmayı özleriz; O da bize ölümü ve O’na geçiş nimetini lütfeder ki, Kerîm Yüzü’ne bakmanın nimetiyle nimetlendirecek.
Dolayısıyla Allah bizi, namaz, zekât ve benzeri ibadetlerle sırf ibadet edelim diye yaratmadı; bilakis bu ibadetleri O’nu tanımanın, O’nunla ünsiyet kurmanın ve O’na yaklaşmanın bir aracı olarak en güzel şekilde kullanalım diye yarattı. Bu, O’na ve cennetine dönüş yoluna bir hazırlıktır. Zira biz O’ndanız; O’nun ruhundan bir nefesiz ve dal, aslına dönmeden huzur bulmaz.
Bu kitap iki bölüme ayrılır:
- Birinci bölüm, kalbin Allah’a giden yolun merhalelerinde yükselmesi için hazırlanmasını ele alır. Bu hazırlık, İblis’in oyunlarının açığa çıkarılması ve Allah’a yürüyenlerin bu sinsi oyunlarla savaşmak için kuşandıkları silahların perdesinin kaldırılmasıyla olur. Bu savaşın ve Allah’ın bize lütfettiği nurlu, silahlı donanımın derinlemesine ifşasıyla, birinci bölümdeki olayların çoğu şeytan ile kalp arasındaki çetin savaşlardan ve kullanılan silahların açıklanmasından ibarettir. Böylece kitabın birinci bölümü sona erer.
- Sonra, kalp dağınık ve kayıp olmaktan çıkarak, hileleri ve olayları fark edebilen nurlu bir kalbe dönüşür. İnsanın bütün derdi, nefsinin eğriliğini düzeltmek, onu arındırmak, imar etmek ve kalbini temizlemek olur. Bütün savaşları bu arınma ve tezkiye içindir. Böylece Allah’ı tanımak için yolun aşamaları başlar. Allah’ı tanımak ise ancak dinleme ile ve göğün dilini, onun mantığını doğru yorumlamakla mümkündür. İşte bu şekilde kitabın yolculuğu sona erer ve Allah’ın izniyle başka yolculuklarda yeniden buluşuruz.